TESİD, Elektronik Sanayi İşbirliği Platformu - ESİP üyesidir.

Sürdürülebilirliğin Gereği ve Önemi (*)

Sürdürülebilirliğin Gereği ve Önemi (*)

Sürdürülebilirlik son dönem ulaştığı vahim boyutlar nedeniyle iklim krizi bağlamında tartışılsa da çevre, sosyal ve yönetişim olmak üzere bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması gereken geniş bir kavram. Birleşmiş Milletler bugün karşı karşıya kalınan öncelikli konuları 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri olarak tanımladığı 17 ana başlık altında topluyor. Şirketler de sürdürülebilirliği sadece çevre ekseninde değil, sosyal alanda çeşitlilik ve kapsayıcılık, toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel topluluklara destek, sağlık ve eğitim gibi başlıklardan, yönetişim alanına kadar tüm boyutları ile ele almalı.


İklim krizinin boyutları atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu milyonda 416 parça (PPM) ile insanlık tarihindeki en yüksek seviyeye ulaşmasıyla gittikçe büyüyor. Doğal felaketlerin görülme sıklığı artarken, birçok canlı türünün devamlılığı tehdit altında. Gezegenimizin ısınma oranı aynı hızda devam ederse bu yüzyılın sonuna kadar gıda üretiminin üçte biri tehlikeye girecek. Sanayi öncesi dönemden beri gezegenimiz hali hazırda 1°C’nin üzerinde ısındı. Bunun önlenebilmesi için 2050’ye kadar net sıfır emisyon seviyesine ulaşmak gerekiyor. Dünyada halka açık en büyük 2 bin şirketten sadece 622’sinin teknik olarak net sıfır emisyon hedefleri mevcut. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine yönelik yatırımların artması ve düşük karbon ekonomisine geçiş için toplumun tüm paydaşları üzerine düşen sorumluluğu almalı.


İklim kriziyle etkin mücadele için toplumun her bir paydaşı hedefleri, yatırımları, ürünleri ve hizmetleriyle çözümün parçası olma gayesi taşımalı. Bu amaçla sıfır atık, sıfır emisyon, döngüsel ekonomi prensipleri ile ekonomik modellerin yeniden tasarlanması gerekiyor. Sistemsel bir dönüşümü sağlayabilmek için kurumların kendilerinde olduğu kadar toplumda ve tüm değer zincirlerinde değişimi tetiklemeleri gerekiyor. Bu noktada toplumu bilinçlendirmek, tüketicilere çevre dostu tüketim alışkanlıkları kazandırmak, tedarikçilerin çevre dostu üretim modelleri benimsemesini sağlamak ve kurumsal sorumluluk projeleri ile sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek başlıca sorumluluk alanları arasında yer almalı.


Kamu, özel sektör, üniversiteler, bilim insanları, STK’lar, aktivistler ve sanatçılar bir araya gelip iklim dostu hareketlerle kolektif bir bilinç yaratmak için çalışmalı, geleceği bugünden tasarlamamız gerektiği bilinciyle ve sürdürülebilir bakış açısıyla gezegenimizi iyileştiren, yaşamı iyileştiren ve işimizi iyileştiren teknolojiler geliştirilmek için çalışmaya devam etmeliyiz. Sürdürülebilirlik kapsamında öncelik verilmesi gereken konular arasında eşitsizlikle mücadele başlığı da yer alıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık alanlarında net taahhütlerle, köklü değişimler yaratacak proje ve faaliyetlerde bulunarak, aksiyona geçmek gerekiyor.


Sürdürülebilirlik konusunda sektöre, diğer şirketlere ve bireylere örnek teşkil etmenin önemine inanan başta ARÇELİK olmak üzere birçok firmamız, ulusal ve uluslararası iş birlikleri ile tüm dünya için pozitif etki ve değer yaratmak için çalışıyorlar.

* Bu yazı için ARÇELİK firmasına katkılarından dolayı teşekkür ederiz.